Dünyanın farklı coğrafyalarında yaşayan insanlar, bazı haberleri okuduklarında bir an duraksıyor. "Bu nasıl olabilir?" diyorlar. "Gerçekten mi?" Ama bizim için bu haberler gündelik hayatın bir parçası haline geldi. Türkiye'de yaşanan birçok siyasi ve ekonomik olay, dışarıdan bakanlar için inanılmaz, içeride yaşayanlar içinse sıradanlaştı.
Bu yazı, Türkiye özelinde yaşanan belirli bir süreci anlatmakla başlayacak. Ama asıl amacı, bu süreçlerin dünya genelinde tekrarlanan örüntüler olduğuna ve Bitcoin’in bu düzene karşı bir alternatif sunduğuna dikkat çekmek. Sınırlar ötesi, merkeziyetsiz bir değer ağı olarak Bitcoin’in, yeni bir vatandaşlık biçimi yaratma potansiyelini tartışmaya açacağız.
Bir Kağıt Parçası: Diploma
18 Mart 2025 tarihinde, İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Ekrem İmamoğlu’nun üniversite diploması iptal edildi. Aynı gün, birçok akademisyenin de diplomaları geçersiz kılındı. Türkiye’de seçimlere katılabilmek için üniversite mezunu olma şartı bulunuyor. Bu şart, uzun yıllar önce alınmış bir diplomanın siyasi bir gerekçeyle iptal edilmesiyle bir silaha dönüştürüldü. İmamoğlu, seçimlerde ciddi bir başarı ihtimali taşıdığı için, onun adaylığını düşürmenin en etkili ve "yasal" yolu bulundu: Diplomayı yok saymak.
Bu gelişme sadece bir siyasi figürün maruz kaldığı bir adaletsizlik değil. Aynı zamanda, geçmişte kazanılmış hakların keyfi biçimde geri alınabileceğinin ve hukukun kişisel çıkarlar uğruna nasıl eğilip bükülebileceğinin kanıtı. Bir sabah uyanıyorsunuz ve devlet size, “Üniversite mezunu değilsin” diyor. Aynı yöntem yarın bir başkasına karşı kullanılabilir: “Tapun sahte”, “Vatandaşlığın geçersiz”, “Oy hakkın yok”…
Bir Gözaltı Gecesi ve Halkın Uyanışı
19 Aralık 2025 sabahı, Türkiye’de demokrasinin en karanlık günlerinden biri yaşandı. Ekrem İmamoğlu ve çalışma arkadaşları, terör ve yolsuzluk suçlamalarıyla gözaltına alındı. Bu suçlamaların içeriği incelendiğinde, avukatlar ve bağımsız gözlemciler dosyada gerçek bir delil değil, siyasi bir kurgu olduğunu ortaya koydu.
Bu olay halkta büyük bir öfkeye neden oldu. Sadece bir kişinin değil, bütün bir toplumun adalet inancı sarsıldı. Çünkü mesele sadece bir siyasetçinin tutuklanması değil, adalet sisteminin tamamen araçsallaştırılmasıydı.
Sokaklar, Üniversiteler, Gençlik: Geleceğini Arayanlar
Yaşanan adaletsizliklere karşı halk sokağa çıktı. Üniversite öğrencileri, gençler, kadınlar ve emekçiler, çalınan hakları, bastırılan özgürlükleri ve silinen umutları geri istemek için protestolar düzenledi. Anayasal bir hak olan gösteri özgürlüğü, tazyikli su, biber gazı ve polis barikatlarıyla karşılık buldu.
Bu görüntüler, sadece siyasi değil, ekonomik ve sosyal bir çöküşün de yansımasıydı. Türkiye'de gençler artık sadece daha iyi bir eğitim ya da iş değil, adil ve huzurlu bir yaşam arıyor. Ve bunu kendi ülkelerinde bulamıyorlar.
Bir Grafik Her Şeyi Anlatıyor: USD/TRY
Bütün bu karmaşayı anlamak için derin analizlere gerek yok. Sadece bir grafiğe bakmak yeterli: USD/TRY.
Türk Lirası'nın Amerikan Doları karşısındaki yıllar süren düşüşü, sadece ekonomik bir sorun değil. Bu grafik, toplumun her geçen gün daha da fakirleştiğini, orta sınıfın yok olduğunu ve zengin ile yoksul arasındaki uçurumun açıldığını gösteriyor.
Bu durum sadece Türkiye’ye özgü değil. Brezilya’dan Nijerya’ya, Arjantin’den Pakistan’a kadar birçok ülkede benzer krizler yaşanıyor. Bu da bizi Bitcoin’e getiriyor.
Bitcoin: Direniş mi, Alternatif mi?
Bitcoin, merkezi hükümetlere ve geleneksel finans sistemlerine karşı bir başkaldırı olarak doğdu. Sınırsız para basımına, bankaların tekeline, yolsuzluğa ve şeffaf olmayan yönetimlere karşı bir çözüm önerdi.
Bugün Türkiye’de sokaklarda adalet isteyen gençlerin talepleriyle Bitcoin’in ortaya koyduğu değerler arasında güçlü bir bağ var. Çünkü mevcut sistemin başlıca sorunları şunlar:
Sınırsız Para Basımı: Hükümetler istedikleri kadar para basabiliyor, bu da enflasyonu sürekli hale getiriyor.
Nepotizm: Görevlerin liyakate değil, sadakate göre dağıtılması.
Yolsuzluk: Kamu kaynaklarının kişisel çıkarlar için kullanılması.
Şeffaflık Eksikliği: Devletin gelir-gider kalemlerinin halktan saklanması.
Bitcoin bu sorunlara karşı şu ilkeleri sunuyor:
Sınırlı Arz: 21 milyon adetle sınırlı. Daha fazlası asla üretilemez.
Merkeziyetsizlik: Hiçbir kişi, kurum ya da devlet ağı kontrol edemez.
Şeffaflık: Tüm işlemler herkesin görebileceği şekilde blok zincirine kaydedilir.
Fikir Birliği Mekanizması: Ağdaki herkes, yapılacak değişikliklerde veya bilgiyi doğrulamada söz sahibidir.
Bu yönleriyle Bitcoin, sadece bir para birimi değil, aynı zamanda yeni bir yönetim modeli ve sosyal düzen önerisidir.
Peki Bu Bir Ütopya mı?
Bitcoin'in sunduğu yapı kusursuz mu? Elbette hayır.
Tüm kararların otomatikleştiği, hiçbir insani inisiyatifin olmadığı bir sistem, bazı durumlarda vicdani kararların alınmasını zorlaştırabilir. Örneğin, ihtiyaç sahibi birine sistem dışında yardım etmek mümkün olmayabilir. Meritokrasinin mutlaklaştığı, empatiye yer bırakmayan bir yapı da başka türden bir adaletsizlik yaratabilir.
Yani Bitcoin distopyaları da içinde taşıyor. Ancak mevcut sistemlerin yaşattığı distopyaya bakıldığında, Bitcoin’in sunduğu seçenek hâlâ güçlü bir alternatif olarak öne çıkıyor.
Yeni Bir Vatandaşlık Biçimi: Bitcoin ve Kimlik
Bugün kim olduğumuz, hangi pasaportu taşıdığımızla belirleniyor. Ama ya vatandaşlık, bir devletin onayı değil de ortak bir değerler sistemine katılım anlamına gelseydi?
Bitcoin’in temsil ettiği sistem tam da bunu vadediyor: Merkezi olmayan, sansürlenemez, şeffaf bir yapı içinde değer üretip bu değerin parçası olabilmek. Sınırları olmayan bir topluluk içinde yaşamak. Adaletin protokollerle sağlandığı, aidiyetin doğum yerine değil inanca ve katılıma göre şekillendiği bir dünya...
Bu mümkün mü? Bugün değil belki. Ama yarının temelleri bugün atılıyor.
Peki Türkiye için bir umut var mı?
Mustafa Kemal Atatürk’ün bizlere yıllar önce söylediği gibi:
… Cebren ve hile ile aziz vatanın bütün kaleleri zapt edilmiş, bütün tersanelerine girilmiş, bütün orduları dağıtılmış ve memleketin her köşesi bilfiil işgal edilmiş olabilir. Bütün bu şeraitten daha elim ve daha vahim olmak üzere, memleketin dâhilinde iktidara sahip olanlar, gaflet ve dalalet ve hatta hıyanet içinde bulunabilirler. Hatta bu iktidar sahipleri, şahsi menfaatlerini müstevlilerin siyasi emelleriyle tevhit edebilirler. Millet, fakruzaruret içinde harap ve bitap düşmüş olabilir.
Ey Türk istikbalinin evladı! İşte, bu ahval ve şerait içinde dahi vazifen, Türk istiklal ve cumhuriyetini kurtarmaktır. Muhtaç olduğun kudret, damarlarındaki asil kanda mevcuttur.
Bir Sonraki Yazı: Yeni Dünya Vatandaşlığı Bitcoin ile Mümkün mü?
Bir sonraki yazımda bu sorunun peşine düşeceğim: Devletlerden bağımsız, sınırsız, adil ve kolektif bir dijital vatandaşlık modeli inşa edilebilir mi? Bitcoin bu yapının omurgası olabilir mi?
Şimdilik tek bildiğim şu: Adalet, dayanışma ve şeffaflık talebiyle sokakta yürüyen bir gençle, Bitcoin’in temel protokol mantığı arasında düşündüğümüzden çok daha fazla ortak nokta var.